Türk Gezgin Duygu Akalın Dünya Turunda! Neler Yapıyor, Neler Yaşıyor?


87
1 Yorum, 55 Paylaşım, 87 Beğeni

Onoppi Media Türk Gezginler Dördüncü Röportajı!

Kendinizden biraz bahseder misiniz? Nerede doğdunuz? İşiniz?

Ben Duygu Akalın. 1990 Ankara doğumluyum. ODTÜ İnşaat Mühendisliği mezunuyum. Üniversite sonrasında İstanbul’da İnşaat sektöründe  3 yıl çalıştım ve Satış Yöneticisi olduğum şirketten, İTU Girişim Kuluçka merkezine “Vovidi” isimli proje ile kabul alıp hayallerimin peşinde ilerlediğim bir sürece başlamam ile birlikte ayrıldım. Gezginlere proje tasarlarken kendim gezgin oldum aslında. Bir taraftan da yaşadıklarımı, gördüklerimi anlatmayı çok sevdiğimi fark ettim.  Bu yüzden gittiğim yerlerle ilgili İngilizce ve Türkçe 2 dil olarak blog ve vlog oluşturuyorum. Deneyim ve tavsiyelerimi www. vovidi.com üzerinden her iki dilde paylaşıyorum. Yine her iki dilde hazırladığım videoları www.youtube.com/vovidi üzerinden yayınlıyor ve çektiğim fotoğrafları www.instagram.com/vovidi.travel/ sayfamda paylaşıyorum.

Aynı zamanda lisanslı Latin dansçısı ve sportif Latin dansları antrenörüyüm. Hem kendim fırsat buldukça dans çalışmalarıma devam ediyorum hem de bazı üniversite ve dans okullarında eğitmenlik ve koreograflık yapıyorum.

Gezi içerikleri üretme ve dans antrenörlüğünün yanında gezilerim sırasında uzaktan yönetebileceğim iş modelleri üzerinde çalışıyorum. Bu sebeple Tekirdağ’da ufak bir arazide lavanta yetiştiriciliğine başladım. Yıl içerisinde bir kaç kez tarlaya gitmek yeterli oluyor. Lavantalardan doğal ve saf lavanta yağı üretiyoruz. Doğayla iç içe olan bu iş de gerçekten keyifli.


İlk defa gezme fikri nasıl oluştu, neden buna gerek duydunuz?

Çocukluğumdan beri seyahat etmeyi çok severim ama bunlar genellikle kısa aile tatilleri şeklinde ve yurt içi seyahatlerdi. İlk yurtdışına çıkışım üniversitede ODTÜ eşli danslar topluluğu ile Hollanda’da katıldığımız dans yarışması ile birlikte oldu. Hem dans ettiğimiz hem gezdiğimiz çok güzel bir kaç gün geçirdik Hollanda’da. Orada bulunduğumuz süre boyunca her an bunu çok çok daha fazla yapmak istediğimi düşündüm. Nitekim daha fazla yurt dışı yarışmasına gitmeye ve daha sık gezmeye başladık.

Üniversiteden sonra İnşaat Mühendisi olarak çalışırken de fırsat buldukça gezilerime devam ettim. Son olarak işten ayrılıp bu alana yönelmem ile birlikte seyahat sıklığım arttı ve şunu söyleyebilirim ki dünyayı gezmek beni besliyor. Yeni bir bölge, şehir, ülke görmek bana enerji veriyor ve yoldayken çok daha mutlu, üretken ve yaşama sevinciyle dolu olduğumu hissediyorum.

Türkiye’de en çok beğendiğiniz yerler nereler?

Türkiye’de henüz görmediğim gezmediğim birçok tarihi, doğası, insanı muhteşem yer var. Sadece yurtdışı değil, kendi ülkemin güzelliklerini keşfetmek de beni çok heyecanlandırıyor ve sıklıkla yurt içinde de yeni gezi planları oluşturuyorum.

Ege kıyı şeridine ve özellikle Kuzey Ege’ye ayrı bir hayranlığım var. Dünya’nın birçok yerinde bu bölgedeki kadar temiz berrak ve muhteşem bir deniz bulmak mümkün değil. Ünlü balayı adalarının birçoğundaki denizi Ege ile değişmem. Aynı zamanda birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bölge tarihi ve kültürel açıdan da çok zengin. Selçuk’taki Artemis Tapınağı Efes Harabeleri gibi yapılar keşke daha güzel korunmuş olsaydı da günümüzde karşımızda sapasağlam görebilseydik.

Dünya hakkında neler düşünüyorsunuz sizce insanoğlu dünyayı hak ediyor mu?

Bence tabi ki hak ediyor ancak değerini bilmeyi ve korumayı hepimiz beceremiyoruz. Ben her insanın içinde iyilik, saflık, pozitif ve yapıcı enerji olduğuna inanıyorum. Sadece ne yazık ki, kimi zaman hayat zorlukları, yaşam şartları, ekonomik durum gibi elde olmayan sebeplerle, kimi zamanda hırs, açgözlülük, düşüncesizlik gibi negatif duygulara kendini kaptırma sebebiyle herkes dünyaya gereken değeri vermiyor, veremiyor.

Dünya’da farklı ülkeler gördükçe, doğayla iç içe, çok daha saygılı yaşayan toplumların aslında daha mutlu olduğunu görüyorsunuz. Doğadan uzaklaşan insanlar daha stresli kaygılı, ve daha düşüncesiz hareket edebiliyor. Sonuç olarak düşüncesiz tüketim alışkanlıklarımız ve duyarsız hayat tarzı sebebiyle  dünyaya da zarar veriyoruz. Bence bu sorunu çözme yolunda en önemli adım insanların doğadan koparılması yerine doğayla yakın temasta bir yaşam tarzına yönlendirilmesi olur.

Bireysel anlamda dünya için neler yapılabilir?

Dünyayı ve içindeki doğal olan her şeyi sevmek ve saygı duymakla başlamak gerek. Hayvanlara, bitkilere, doğal kaynaklara, din dil ırk ayırmaksızın insanlara, her şeye… Pozitif enerjinin çoğalarak arttığına ve paylaştıkça dünyayı iyileştirdiğine inanıyorum.

Daha somut bakarsak, en basitinden kendi atık kontrolümüzü yapabilir, dünyayı daha az kirletmeye çalışabiliriz. Ufak bir bahçede bir kaç metrekare alana bir şeyler ekip, yetiştirip, doğal üretime katkıda bulunabilir, hiç olmadı bir ağaç fidesi dikip dünyaya yeni bir oksijen kaynağı kazandırabiliriz. Kullandığımız ürünlere ve dünyaya etkilerine dikkat edebilir, insana ve doğaya zararı çok olan ürünler konusunda hem kendimiz bilinçlenmeye hem de etrafımızı bilinçlendirmeye çalışabiliriz. Küçük görünen bu ve benzeri katkıları yapan kişi sayısı arttıkça önce dünyamızın sonrada üzerinde yaşayan biz insanların daha mutlu ve sağlıklı olacağına inanıyorum.

Gezgin biri olarak insanlar arasına sınır konulabilir mi? (ülke sınırları insanları bağlıyor mu?)

Ülke sınırlarının çoğunlukla insanları bağladığını düşünmüyorum. Gülümseme her ülkede her kültürde ortak. Dilini hiç bilmediğiniz, hayatınızda ilk defa gördüğünüz ve belki sizden çok farklı birine gülümsediğinizde, sizin samimi yaklaşımınızı ve iyi niyetinizi anlamaması ve olumsuz cevaplaması mümkün mü? Deneyimlerim doğrultusunda söyleyebilirim ki bence cevap çoğunlukla hayır.

Kalıplaşmış düşünce ve önyargılardan sıyrılıp, farklı ülke insanlarına o şekilde yaklaşmak gerek. Ne yazık ki siyaset, medya, ülkedeki eğitim, özellikle tarih eğitimi yapısı insanlarda ön yargılar oluşmasına sebep oluyor. Sınırlar konulmaya çalışılıyor belki de ama toplumlar olarak bu sınırları yıkmak bizim elimizde. Bunun en güzel yolu da bol bol farklı kültürlerle tanışmak, yeni insanlar tanımak.

Gezerken nelere dikkat edersiniz kişisel güvenlik vs?

Güvenlik için seyahatlerim öncesi bol bol araştırma yapıyorum. Gittiğiniz bölgeye göre önlem almanız gereken konular değişkenlik gösteriyor. Kimi şehirde kapkaça uğramamak için çantanızı giysilerinizin içine takmanız gibi önlemler gerekirken bazı şehirlerde hastalık kapmamak için kullandığınız suya dikkat etmeniz gerekiyor. Aşı olmadan gidilmemesi gereken bazı ülkeler var. Bu yüzden gittiğiniz bölge ile ilgili hem konsolosluk, dış işleri bakanlığı  gibi resmi kaynakların açıklamalarını, hem de daha önce oraya gidenlerin yazılarını, tecrübelerini okumak gerek.

Güvenlik dışında en önemli unsurlardan biri bence rahatlık. Gidilen bölgenin özelliklerine göre, kıyafet ve özellikle ayakkabı seçimi hem gezinin kalitesi hem de sağlığınız için çok önemli. Seyahat ettikçe daha mantıklı bavul hazırlamayı ve doğru eşyaları seçmeyi de öğreniyorsunuz. Sık seyahat etmiyorsanız bu konularda da gezginlerin tecrübelerine göz atmanızı tavsiye ederim. Bu konularda işinizi kolaylaştıracak  keyifli videolar ve yazılar var. Ben de yakında bir tane hazırlayacağım 🙂

Dünyanın en tehlikeli yeri neresi sizce?

Dünyanın birçok yerini henüz görmediğim için bu konuda bir yer belirtmem doğru olmaz. Aslında tehlike göreceli bir kavram. Mesela Tayland’da Phi Phi adasında otelimizin kapısına maymunlar geliyordu ve aç oldukları zaman saldırgan olabiliyorlar. Üstünüze atlayıp yemeğinizi almaya çalışabiliyorlar, hatta başımıza gelmedi ama ısırabiliyorlarmış. Kimine göre bu durum çok tehlikeli görünebilir ve odasından çıkmayabilir. Kimine göre maymunlarla birlikte yaşamak çok keyifli gelebilir ve elleriyle besleyebilir.

Bence kişisel korku ve düşüncelerle çok bağlantılı bir kavram tehlike. Hayatta ne kadar risk almak istediğinize bağlı. Yine bir örnek vermem gerekirse Meksika’da çok keyifli zaman geçirdiğini hiçbir sorun yaşamadığını söyleyenler de var, sokakta yürürken bile çok korktuğunu ve tehlikeli olduğunu söyleyenler de… Meksika’ya henüz gitmedim, gidince kendi düşüncemi de paylaşırım mutlaka 🙂 Biraz da şans… Umarım herkes sorunsuz keyifli geziler yaşar.

Siz aynı zamanda dansçısınız ve gittiğiniz yerlerde bu yönünüzü sık gösteriyorsunuz. Dans ve gezme sizin için birlikte mi düşünülmeli?

Evet. İkisinden de çok keyif alıyorum ve bir araya geldiklerinde hayat çok daha güzel oluyor diyebilirim. Bazı seyahatlerimi sadece dans festivalleri için planlıyorum. Ama bazen dansla ilgili hiç bir şey planlamadığım seyahatlerde tamamen şans eseri olarak karnavallara, kutlamalara, dans etkinliklerine denk gelebiliyorum. Bi şekilde beni çekiyor sanırım 🙂 Hem dans hem gezi beni canlı hissettiren ve mutlu eden aktiviteler.

Dünyanın en çok hangi bölgesine ve ülkesine gitmeyi seviyorsunuz neden?

Dünyada keşfedilecek çok fazla yer var. O yüzden aslında gittiğim bir yere tekrar gitmeyi pek tercih etmiyorum. Hem maddi hem manevi olarak zaman ve eforu yeni şehirler görmek için harcamak her zaman ilk tercihim. Şu ara uzun süreli seyahat planlarım bir dansçı olarak Güney Amerika’yı keşfetmek yönünde ama hali hazırda planladığım ve önümüzdeki aylarda gideceğim bir çok yeni ülke ve şehir var. Takipte kalın, hep birlikte gezmeye, görmeye devam edelim. 🙂

En çok beğendiğiniz dans hangi ülkede yapılıyor?

Bu benim için çok zor bir soru. En çok beğendiğim dansı seçemem ki ülkeyi seçebileyim:) Uzmanlık branşım Latin dansları ama diğer birçok dansı yapmayı, izlemeyi ve yenilerini öğrenmeyi çok seviyorum. Dansla en iç içe ve günlük hayatlarında bunu yansıtan sanırım Arjantin, Brezilya gibi Güney Amerika ülkeleri. Bu ülkelerde dans dolu bir gezi planlamak herkese tavsiyem.

Yeniden yerleşik hayata geçmek zor olur mu bunu düşünür müsünüz?

Henüz yerleşik hayattan tam olarak ayrılmış değilim. Seyahat etmediğim zamanlar İstanbul’da yaşıyorum. Amacım gezi sürelerini gittikçe uzatarak hayatımın bir dönemini gerçekten söylediğiniz  şekilde yaşamak. Bunun için altyapı çalışmalarım sürüyor. Tam anlamıyla bunu başarabilip o özgürlüğe kavuştuğum zaman bir süre tekrar yerleşik hayata geçmek isteyeceğimi düşünmüyorum. Yaşayıp göreceğiz 🙂

Gezgin olmak yersiz olmak mıdır?

Gezgin olmak yersiz olmak değil, her yerin sizin olması bence. Bir söz vardır ya “Hayat aynı yerde doğup, ölmek için çok kısa” diye. Evet, belki çok klasik belki ama bir o kadar da doğru.

Bir söz daha var çok sevdiğim. “Para harcadıkça sizi zenginleştiren tek şey seyahat etmek.” Biraz cesaret ve biraz fedakarlık gerektiriyor ama sonunda elde edilen mutluluk ve hayat tecrübesi için bence değer. Maddelere değil deneyimlere değer veren biriyseniz, çok güzel bir eviniz, yeriniz ve varlıklarınız olması pek de önemli olmuyor. Ben de yaşlanıp geriye baktığımda gurur duyacağım şeyin; elimdeki eşyalar, ev, araba gibi şeyler değil, gördüğüm yerler, tanıdığım kültürler yaşadığım farklı tecrübeler ve elimden geldiğince  dünyayı tanımış olmak olacağına inanıyorum. Bu yüzden zamanımı bu yönde değerlendirmeye çalışıyorum.

Hiç bilmediğiniz yerlerde halkın arasına girip dans etmek nasıl bir duygu ve onlar sizi aralarında görünce ne yapıyorlar?

Müthiş bir duygu! Tabi ki çok memnun oluyorlar. Mauritius adasında gösteri yapan yerliler gönüllü birini çağırdıklarında koşarak aralarına atlamıştım. Bana hareketleri gösterdiler ve kumlarda çıplak ayak hep birlikte dans ettik. Şöyle düşünün, bir İngiliz veya bir Afrikalı gelip Türkiye’de halay çekenlerin arasına katılsa sempatik bulunmaz mı? 🙂 Aynı şey. Onların kültürüne, geleneklerine saygı duyup, deneyimlemeye çalıştığınızda mutlu oluyorlar ve size destek oluyorlar. Böyle paylaşımlar gezilerim sırasında iz bırakan çok keyifli anılara dönüşüyor.

Türk insanının dansa bakışı nasıl bu konuda kabiliyetli miyiz?

Türk insanı, aslında dansla iç içe bir geçmişe sahip. Çok zengin halk oyunları kültürümüz var. Düğünlerimize bakmak bile dansı ne kadar seven bir toplum olduğumuzu gösteriyor aslında. Yeni dansları tanıma ve deneme konusunda biraz eksiğiz sadece. Özellikle çocuklarımızı erken yaşta dans gibi hem enerjilerini atabilecekleri hem kadın erkek bir arada sosyalleşebilecekleri hem de fiziksel gelişimleri için faydalı bir aktiviteye yönlendirmenin önemli olduğuna inanıyorum. Ülkemizde üniversitelerdeki dans kurslarında bir kısım insan dansla tanışıyor. Bu tabi ki çok güzel bir şey ama küçük yaşlarda dans eğitimlerine başlanmasının toplumumuza birçok yönden olumlu etkisi olacağını düşünüyorum.


Türklere ve Türkiye’ye bakış nasıl?

Size ufak bir sır veriyim Türkiye aslında İstanbul ile tanınıyor. Gittiğim birçok uzak ülkede Türkiye veya Turkey dediğimde insanlar için bir şey ifade etmiyor ama İstanbul dediğimde “aaaa İstanbuuuulll” şeklinde hemen anlıyor ve gülümsüyorlar. İstanbul insanların genellikle gelmek, gezmek, görmek istediği bir dünya şehri.

Türk olmak veya Türkiye’den gelmekle ilgili olumsuz bir durumla şimdiye kadar karşılaşmadım. Extra olumlu yönünü ise belki şaşıranlar olacaktır ama ben en çok Yunanistan’da hissediyorum sanırım. Hep kardeşim, arkadaşım, hoş geldin, biz aynıyız, biriz, dostuz şeklinde karşılıyorlar. İkramlar, yemekler, sohbetler, insanların sıcakkanlılığı her Yunanistan ziyaretimde beni mutlu eder.

Unutamadığınız bir anınızı anlatır mısınız?

Tayland’ın Chiang Mai şehrinde fillerle geçirdiğim birkaç saati unutamıyorum. Önce filler hakkında bilgiler aldık, onların anladığı dilde komutları öğrendik. Sonrasında balkabağı muz gibi yiyeceklerle onları besledik. Dokunduk, sevdik, sarıldık, birlikte fotoğraflar çektirdik. Sonrasında hep beraber nehre girip birlikte yıkandık, suların içinde oynadık. Aralarında bir tane de yavru vardı ve çok şirindi. Fillerle bu kadar yakın temas kurmak ve vakit geçirmek şahane bir deneyimdi.

Son olarak neler söylemek istersiniz

Seyahat etmek, yeni yerler görmek, farklı kültürler tanımak insanın dünyasını zenginleştiriyor. Başta yaşadığımız ülkenin daha sonra da yaşadığımız gezegenin tadını çıkarmak için, kısa uzun, yakın uzak demeden her fırsatın değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Herkese bol keyifli geziler ve mutlu bir hayat dilerim. Bir şehirde bir ülkede bir gün karşılaşmak üzere.


Sizin Tepkiniz Nedir?

Koptum Koptum
3
Koptum
Thug Life Thug Life
12
Thug Life
Eh İşte Eh İşte
9
Eh İşte
Süpper Süpper
7
Süpper
Minnoş Minnoş
31
Minnoş
Yok Ya Yok Ya
25
Yok Ya

Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar verme ya da görüş belirleme/oy verme
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Liste
The Classic Internet Listicles
Countdown
The Classic Internet Countdowns
Açık Liste
Submit your own item and vote up for the best submission
Oylanabilir Liste
Upvote or downvote to decide the best list item
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı
%d blogcu bunu beğendi: