Türk Gezgin Deniz Dağaşan Dünya Turuna Devam Ediyor. Neler Yaşıyor? Neler Yapıyor?


106
1 Yorum, 66 Paylaşım, 106 Beğeni

Onoppi Media Türk Gezginler Birinci Röportaj!

BAZEN GİTMEK GEREK… DENİZKIZI (DENİZ DAĞAŞAN)

Deniz Dağaşan, 63 yaşında. Son 10 senedir sırtında çantası yılın en az sekiz ayında dünyayı geziyor. Deniz Hanım “ama” diyor “yine kırlangıç misali hep evime dönüyorum.” Deniz Dağaşan namı diğer Denizkızı yalnız gezmeyi sevdiğini belirtiyor, hostellerde kalıyor, oda paylaşıyor yani en ucuz nasıl olabiliyorsa öyle. Çünkü emekli maaşıyla geziyor dünyayı. Bunun içinde tasarrufu hep ön planda tutuyor. Deniz Dağaşan beş kıta, 75 ülke, 500’den fazla şehir gezmiş. Şimdi 63 yaşında ve Şubat sonu yine üç aylık bir seyahate hazırlanıyor.

Sohbetimizde Deniz Dağaşan’ı tanımaya çalışacak, ondan dünya gezgini olma hikayesini dinleyeceğiz. Sonra da hedeflerini…

Öncelikle bizimle röportaj yaptığınız için teşekkür ederiz. Biliyoruz ki çok fazla zamanınız yok ve yeni bir geziye hazırlanıyorsunuz. Öncelikle Denizkızı nasıl başladı gezmeye. Bu tutku nerden kaynaklandı?

D.D. İlk olarak ilkokul son sınıfta başladım. Babamın gemisiyle ilk defa uzaklara açılmıştım. Sonrasında devam etti bu merak ve o zamandan beri çalışırken her tatilimde devamlı bir yerlere gitmeye başladım. Genelde yurt dışı ama ülkemin kıyı şeridini tamamen dolandım diyebilirim. İç kısımları ise maalesef daha henüz gezemedim. (gülerek) Oraları ileri yaşlarıma saklıyorum açıkçası, malum içinde bulunduğunuz şehri en son gezersiniz. Bende ülkemi en sona bırakıyorum. Tadını çıkara çıkara gezmek için.

Şimdiye kadar kaç ülkeye gittiniz, hedefiniz kaç ülkeye gitmek?

D.D. Şimdiye kadar 75 ülkeyi gezdim.  Devam devam diyerek en az 100 ülke bitirmek niyetindeyim bu yaşamımda. (yine gülümsüyor) Eh bitiremezsem de minik torunum Mila Aylin benim ardımdan devam edecektir diye umuyorum. Hazırladığım web sayfası aslında onun için. Ona bırakacağım bir miras olacak. Sadece fotoğraflarım ve kısa kısa anılarım bırakabileceğim.

Sizin gibi azimli insanlar kolay pes etmezler. Bu hedefe ulaşacağınızdan eminiz. Sonunda Türkiye’yi doya doya sindire sindire gezmek var çünkü.

D.D. Aynen dediğiniz gibi, ben öyle gezmek derken turla ya da 3-5 günlük kısa molalarla değil, aylarca kalarak, oranın kültürlerini tanıyarak, oraların insanıyla yaşayarak, sohbet ederek, onların yemeklerini yiyerek geziyorum. Yani onlara uyum sağlayarak, bilinmedik geleneklerini, gündelik hayatlarını hazmederek…  

Gezmek için zaman, para, emek gerekmiyor mu, özellikle yaş ilerledikçe her şey daha zor oluyordur?

D.D. Valla bahaneler beni ilgilendirmiyor. Para yok, zaman yok, yaşım çok, hastayım gibi bahaneler sadece insanın kendisini kandırması için bulduğu mazeretler. Para hiç bahane olmadı gezilerimde. Emekli maaşım ve kaptan oğlumun bana yaptığı yardımla geçen sene 2000 bu sene ise 2500 TL’lik bütçemle gezilerimi organize ediyorum. En ucuz uçak biletlerini araştırıyorum, hostellerde, yerel halkla evlerde ya da çadırda kalıyorum. Anlaşmaya, lisan bilmeye gelince. İngilizce biliyorum ama en güzel lisan gülümsemek. Benim gittiğim yerlerin çoğunda İngilizce konuşulmuyor ama ben oralardaki insanlarla da çok rahat anlaşabildim. Çokta rahat ettim.

Tamam, ilkokulda yaptınız ilk gezinizi ama gezgin olmak için yeterli mi, yani dünyayı gezme fikri nereden çıktı? Bu başka bir tecrübe, başka riskler barındırıyor içinde.

D.D. Dediğim gibi ben gezmeyi hep çok sevdim. Ama 50 yaşına geldiğimde sırt çantasıyla gezen oğluma özendim galiba ve bende sırt çantamı taktım sırtıma ve yola çıktım. Şu anda 63 yaşındayım ve şubat sonunda üç aylık bir yolculuğa daha hazırlanıyorum.

Avustralyayı kıta olarak biliyoruz da Zealandia kıtamıydı?

D.D. Aslında bugüne kadar Asya, Avrupa, Kuzey Amerika, Güney Amerika, Afrika’yı gezmiştim. İki kıta yani Avustralya ve Antartika kalmıştı. Ancak son yapılan araştırmalara göre bilim insanları dünyada 7 değil 8 kıta bulunduğunu açıkladı. 4.9 milyon kilometrekarelik yüz ölçümüyle yüzde 94’ü su altındaki “Zealandia” dünyanın en küçük kıtası olarak açıklandı. Belki de yakında coğrafya kitaplarında bilgiler yeniden değişecek.

Bu bilgi için teşekkür ediyoruz Deniz Hanım. Siz gezmeye 50 yaşından sonra başlamışsınız, hiç korktunuz mu, ürktünüz mü yola ilk çıkarken? Çünkü dünya tehlikeli bir yer, öyle değil mi?

D.D. Aslında gezmeyi hep seviyordum ve geziyordum da ama 50’den sonra tek başıma sırt çantamla devam ettim. Seyahatlerimde hiç ürkme, korkma yaşamadım. Bugüne kadar gezdiğim ülkelerde hep iyi insanlarla karşılaştım, hep iyi diyaloglar kurdum. Çünkü gülümsemek bulaşıcı ben de gülümseyerek iletişim kurdum öncelikle. Şu anda dünyanın her yerinden görüştüğüm arkadaşlarım var. Bu arada dünyada her yer tehlikeli, her yer değil. Gülümsemek lisan, illa şart ise lisan bilmek…

Yolculuklarınızı nasıl planlıyorsunuz? Süre olarak yani?

D.D. Şimdiye kadar 75 ülke gezdim, 500’ün üstünde de şehri dolaştım. Genelde uzun seyahatler yapıyorum. Güney Amerika 10 ay, Meksika ve orta Amerika 4 ay, Güneydoğu Asya 4 ay, Nepal, Hindistan 3 ay sürdü. Benim için kısa olarak nitelendirdiğim seyahatler bile 1 ay sürdü. Hedefim 100 ülkeyi tamamlamak. Tabi yine uzun periyotlarla planlayacağım bu gezileri de.

Herkes hayatının bir döneminde bir yerlere gitmiştir. Yani sizin ilkokulda yaptığınız gezi gibi demek istiyorum. Bu yalnız başına gezgin olmaya yetmez herhalde. Siz nasıl bir motivasyonla gezmeye başladınız?

D.D. Bir kere babam kaptandı ve çok gezdik ben çocukken. O zamanlarda da gezmeyi severdim. Sonradan oğlum da kaptan oldu. Yani ailece seviyoruz dünyayı dolaşmayı. Ben de baba ve oğlun kaptanlığından etkilendim sanırım ve 50 yaşında başladım sırt çantamla dolaşmaya. O günden bu yana yılın sekiz ayı yollardayım. Hani aslında hiçte fena etmemişim diyorum zaman zaman kendime. Dünyanın her yerinde haberleştiğim arkadaşlarım var. Dünyanın televizyondan göründüğü gibi olmadığını gördüm. İnsanın her yerde insan olduğunu anladım. Dilin dinin rengin insanı ayıramayacağını öğrendim. Sınırların sadece ülkeler arasında olduğunu aslında insanlar arasında böyle sınırların olmadığını gördüm. Bunlar bile gezmek için başlı başına motivasyon kaynağı bence.

Bu seyahatlerinizde en çok etkilendiğiniz yerler nereler oldu? 

D.D. Pek çok yer sayabilirim ama ilk aklıma gelenler Nepal, Hindistan, Meksika… Nepal’deki insanların güler yüzü, o kadar fakirliğe rağmen karşılıksız yardım etmeleri, Hindistan’da ise kadınların muhteşem renkleri… Meksika beni çok etkiledi. Muhteşem bir ülke. Çok beğendim, insanlarını çok sevdim. Orta Amerika çoğunlukla yağmurlu olmasına rağmen favorilerim herhalde Nikaragua ve Kosta Rika. Ayrıca Güney Amerika’da bütün ülkeleri çok sevdim. Kolombiya’nın insanları, Patagonya’nın doğası, Bolivya’nın utangaç insanları… Hepsi çok güzeldi. Oradaki Uyuni Tuz Çölü beni en çok etkileyen yerlerdi. Ayrıca her ülkenin güzellikleri de çirkinlikleri de var. Önemli olan güzel olan kısmını görebilmek, sadece bakmak değil görebilmek önemli.

Türkiye’den çok az insanın gittiği Camino de Santiago’da da yürümüşsünüz.  O yoldaki deneyimlerinizi de paylaşır mısınız?

D.D. Camino de Santiago Yolu, dünyanın değişik ülkelerinden insanların Galiçya Özerk Bölgesinde bulunan Santiago de Compostela kentine varmak için izlediği ve coğrafi olarak Avrupa’da yer alan bir dizi yoldan oluşur. Bu yol, İsa’nın on iki havarisinden biri olan Aziz Santiago’nun (Aziz James ya da Yakup) kemiklerinin bulunduğuna inanılan Santiago Compostela kentindeki Katedral’de biten bir yoldur. Orta Çağa uzanan tarihsel bir geçmişe sahip olan bu yolu Hristiyan Katolik hacılar o zamanlardan bu yana manevi ve dini, dinle ilgisi olmayanlar ise kültür turizmi, kişisel ya da spor amaçlı kullanıyor. Ben bu yolu kendi sınırlarımı ölçmek için 2 kere yürüdüm. İlk seferinde St.James yolunu Leon şehrinden başlayarak 11 günde 260 km, gecen sene de Porto’dan başlayarak Portekiz yolunu 230 km. 14 günde 2 arkadaşımla beraber Omurilik Felçlileri Derneği yararına yürüdüm. 4 tane akülü iskemle hediye etmeyi başardık bağışlarla…

Son olarak neler söylemek istersiniz?

D.D. Dünya, bizim evimiz, çıkın dolaşın görün, ülkeleri yaşayın, insanıyla konuşun. Bana çoğu zaman sorulan bir soru da “Siz tabii İngilizce biliyorsunuz ondan gezebiliyorsunuz, ben dil bilmiyorum nasıl gezeceğim?” oluyor Oysa ben İngilizce konuşulmayan pek çok ülkeye seyahat ettim ve yerel halkla yine iletişim kurdum. Yani tek dil var aslında; Gülümsemek… Gülümsemek bütün kapıları açıyor. Yeter ki karar verin.Anılarımı okumak isteyenler https://www.facebook.com/gezgindenizkizi/adresimi takip edebilir ve gezgindenizkizi.com sitemdeki paylaşımlarımı okuyabilir.

Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz Deniz Hanım. Umarım hedeflerinize ulaşırsınız. Şubat sonunda çıkacağınız seyahat için yolunuz açık olsun.

Dünyayı şu anda gezen Türk Gezginlerle ilgili yazımızı da buradan okuyabilirsiniz.


Sizin Tepkiniz Nedir?

Koptum Koptum
18
Koptum
Thug Life Thug Life
27
Thug Life
Eh İşte Eh İşte
24
Eh İşte
Süpper Süpper
21
Süpper
Minnoş Minnoş
12
Minnoş
Yok Ya Yok Ya
9
Yok Ya

Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar verme ya da görüş belirleme/oy verme
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Liste
The Classic Internet Listicles
Countdown
The Classic Internet Countdowns
Açık Liste
Submit your own item and vote up for the best submission
Oylanabilir Liste
Upvote or downvote to decide the best list item
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı
%d blogcu bunu beğendi: