Çok ilginç hikayeleri ve maceraları ile şu anda dünyayı gezen Türk seyyahlar!


98
5 Yorum, 66 Paylaşım, 98 Beğeni

BAZEN GİTMEK GEREK…

Gezgin olmak ne demek?

Bazen alıp başını gitmek ister insan. Uzaklara… Yeni yerlere, yeni insanlara. Bulunduğu yerde mutlu hissetmeyenler için bir kurtuluştur, gitmek! Yerleşik hayat sıkmıştır onu. Hep aynı işler, aynı yüzler, aynı olaylar, aynı sıkıntılar. Bir çare arar bunları çözmek için. Aslında yüreğinin ta derinlerinde bu çareyi biliyordur da bir türlü harf olup, kelime yazıp, cümle kurup dile gelmiyordur bu hissettikleri. Her insan hayatının bir döneminde hisseder bunu. Bir döneminde kalkıp gitmek ister. Kapıyı arkadan çekmek ve önünde uzanan uçsuz bucaksız yeni yerlere yeni yüzlere merhaba demek. Yeni bir hayatın peşinden yeni heyecanlara koşmak. Özgürleşmek. Bulunduğu durağan yerleşik hayattan çıkıp doru atlar gibi uçsuz bucaksız yeşilliklerde doyasıya koşmak ister. İster de gelin görün ki yapamaz çoğunlukla. Yapamaz çünkü geride bıraktıkları endişesini artırır, önünde uzanan bilinmezlikler gözünü korkutur.

Gidemez velhasıl. Gidemez ve içinde konuşup duran insanı yavaş yavaş amalarla, fakatlarla susturmaya başlar. İçinde git diyen insana bin türlü bahanelerle tahakküm kurar ve o ses bir süre sonra azalmaya ve gittikçe duyulmaz olmaya başlar. İnsan kalmıştır yine yerinde ve kendini kapatmıştır içinden gelen sese. Oysa o içinden gelen sesi dinlese. Ah bir dinlese… Biz şimdi o içinden sesi dinleyen bir avuç insanın hikayesini anlatacağız. Neden gittiklerini, nasıl başardıklarını bunu ve gitmenin o kendine has cazibesini. Biz gidemeyenlerin gıptayla baktıklarını anlatacağız. İnsan neden gider onlardan dinleyeceğiz.

Didem Mollaoğlu

Şimdilerde 40 yaşında olan Didem Mollaoğlu, yaklaşık 15 yıl kadar özel şirketlerde iletişim alanında çalışır ama beyaz yakalı olarak çalışmak kendisini mutlu etmez. Bir hayali vardır onun da. Mollaoğlu o günleri şöyle dile getiriyor. “Karar verdim ‘Altı ay daha çalışıp, paramı biriktirip seyahate çıkacağım’ dedim. Bunu söyledikten 5 saat sonra yöneticim beni odasına çağırıp işten çıkarıldığımı söyledi. Sevinsem mi, üzülsem mi, bilemedim. Beklemediğim bir şeydi. Yapmak istediğim birikimi işten çıkarılarak tazminatımla elde etmiş oldum.” Mollaoğlu, var olan düzeni bozarak alışılmış konforun dışına çıkmanın o an için zor geldiğini de belirterek, şöyle devam etti: “Alıştığınız o konforu bırakmak hiç kolay olmadı. Dört ay kadar ‘Ne yapacağım?’ diye gezdim. Benim gibi seyahat eden arkadaşlara sorular sordum. Bir arkadaşım kiralık ev arıyordu. Yedi senedir oturduğum ve eşyalarını yeni aldığım evimi oturması için arkadaşıma teklif ettim. Kirayı ödeyecek, kedime bakacaktı. Böylelikle düzenim bozulmayacaktı. Bu kararı aldıktan birkaç saat sonra ev sahibim aradı ve evi satmaya karar verdiklerini söyledi. ‘Evi boşaltıyorum’ diyerek o an kararımı netleştirdim. Eşyalarımı satarak Nepal’e tek yön bilet aldım ve yolculuğum başladı. Kader beni itti. Bunu bir işaret olarak gördüm.”

Tekrar Aynı Rutini İstemiyorum

Tekrar kurumsal hayata dönmek istemiyorum diyen Mollaoğlu bambaşka bir dünyanın varlığını gördüğünü söylüyor ve ekliyor “hem çalışıp hem de gezebileceğim bir iş yapmak istiyorum. Yoga eğitimine başladım. Aynı zamanda takı yapmayı öğreniyorum. Bu çalışmalarla bütçe sağladığımda yeniden yola çıkma hayalim var. Şu ana kadar 35 ülke dolaştım. Bundan sonraki hayalim kara yoluyla İran, Pakistan, Hindistan ve yeniden Nepal.”

Özcan Bostancı & İsmail Özger

Her şey nasıl başladı?

En zor nokta ailelerimizi ve arkadaşlarımızı ikna etmekti. Çünkü işten ayrıldık. Kurulu düzenimizi bir anda terk edip gitmek üstelik bunu dünyayı gezmek için yapmak pek alışılmış bir durum değil. Zaten bu karara başlangıçta ailelerimiz ve arkadaşlarımız da anlam veremedi. Ama sonrasında bize çok destek oldular. Yolculuğa çıkmadan önce başka hazırlıklar da yaptık. Örneğin temel fotoğrafçılık dersleri aldık, bir dizi sağlık kontrollerinden geçip gerekli aşılarımızı olduk.

Yolda iyi, kötü pek çok şey yaşadık, pek çok insanla tanıştık. Dolayısıyla bizi etkileyen, şaşırtan birden fazla olay oldu aslında. Güneydoğu Asya ülkesi Laos’u 10 gün boyunca eski model bir motosiklet üzerinde gezdik. Yol boyunca ara yollara sapıp küçük köylere girdik, çocuklarla nehirlere atladık, şelalelerin altında yüzdük ve insanların masalarına konuk olduk. Ellerindeki imkansızlıklara rağmen insanların mutluluğu bizi çok etkiledi.  Çin’in güneyinde 3000 metrenin üzerindeki pirinç teraslarının bulunduğu ve yerel Hani halkının yaşadığı köyde hiç bir restoran bulunmadığı için aç kaldık. Aynı günün akşamında tüm köylülerin beraber yediği akşam yemeğinin tek yabancı konukları olmak sıra dışıydı. Yine Çin’de çeşitli şehirlerde karşılaştığımız Uygurlar ile Türkçe iletişim kurmak bizi çok şaşırttı ve duygulandırdı.

Genç mühendislere bundan sonraki yaşamlarını nasıl geçirecekleri sorulduğunda hiç düşünmeden aynı rutine dönemeyeceklerini belirtiyor ve ekliyorlar “Kesin olan tek şey tekrar ofis yaşamına dönmenin çok ama çok zor olduğu.”

2015 yılından beri dünyayı gezen Emre Durmuş da benzer hikayeye sahip. Şimdiye kadar 40’dan fazla ülkede bulunan Emre Durmuş daha Lise yıllarındayken yerinde duramayanlardan biriymiş. Arkadaşıyla birlikte otostopla Türkiye’yi gezen Emre İstanbul’da Elektronik Elektronik Mühendisliği kazanmasıyla her şeyin değiştiğini söylüyor.  “3 yıllık İstanbul zaman diliminde merak ettiğim tüm konulara burnumu soktum ve deneyimledim. Şehir yaşamından almam gereken her şeyi bu zaman diliminde aldım. Sonra ise sorgulama dönemlerim başladı, işte bu sorgulamanın sonucu olarak bugün buradayım ve yapmak istediğim şeyi yapıyorum diyor.

Emre Durmuş durağan hayatından sıkılınca yaşadığı evdeki tüm eşyalarını satıp/dağıtıp hiç bir şeye sahip olmama duygusunu yaşamış. Ardından üniversiteyi ve işini bırakmış. Sonrası… Ver elini dünya… Nasıl Seyahat ediyorum sorusuna verdiği “Özgürce” cevabı bile aslında nasıl biri olduğunu göstermeye yetiyor Emre Durmuş’u. “Benim için yolda olmak özgür olmaktır. O yüzden pek çok kişinin yaptığı seyahat planları, hazırlıklar, rotalar bana göre değil.” Diyor ve ekliyor “Çünkü zaman kavramım yok. Elbette kabataslak bir planım var. Şu ülkeden sonra şuraya geçerim sonra belki şurası olur ya da şurası diye düşünüyorum ama hiç bir zaman bir kalıba sığdırmıyorum. Genellikle vizesiz ülkeleri tercih ediyorum.

Dünya Turu Bitince Ne Olacak?

Biteceğini kim söyledi? Yola çıktığımdan beri okulu bırakma kararıma ve sonrasında ne yapacağıma dair sorular geliyor. Ama büyük resmi bir türlü anlatamadım bu soruyu soranlara. Sanırım beni anlayan bir tek ailem oldu. Dünya turu benim hayatımın en büyük eğitimi. Yani zaten bir eğitimdeyim, kendimi eğitiyorum. Farklı kültürler coğrafyalar insanlarla beraber merak ettiğim şeylerin eğitimini de alıyorum. Kısacası sürekli hareket halinde uzun bir hayat beni bekliyor.

HALE SARGIN

“Ruhunu gökgürültüsü ve şimşeklerin beslediği ateşli toprakların kadınıyım. Modern dünyanın aşırı evcilleştirilmiş kadınlarının yaşadığı sıcak evlerden kaçıp yemyeşil ormanlara, heybetli dağlara, gürül gürül suların çağladığı vadilere, yağmurların yıkadığı patikalara sığındım.” Diyor Hale Sargın. Aslen İzmirli olan Sargın çocukluğunu Ege’nin köylerinde, kasabalarında sonra da Çanakkale’de yaşamış. Üniversite için İstanbul’a göçtükten sonra yola çıkana kadar hep İstanbul’da yaşadığını söyleyen Hale sargın 2004 – 2012 yılları arasında bir bankada çalışıyormuş ve sonra o da gitmeye karar vermiş ve yola çıkmış.

Kadın olarak dünyayı gezmenin kimi zorlukları olduğunu dile getiren Sargın “Kadınsan zaten sürekli kendini koruyup kollaman gerektiğini öğreniyorsun şu hayatta.  İstanbul’da yaşarken de bu böyleydi. Yolda ise; bilmediğim bir çevre olduğu için bir tık daha dikkatli olmaya çalışıyorum. Riskli gördüğüm hiç bir şeye adım atmıyorum, otostopla seyahat ederken de, bisikletle pedallarken de “Yalnız mı seyahat ediyorsun?” sorusuna genelde “İlerde/geride arkadaşlarım var” gibi yalnız olmadığımı belirten cevaplar veriyorum. Kamp yapıyorsam genelde kimsenin beni göremeyeceği ya da herkesin rahatça görebileceği ve bir sorun oluşması durumunda kolayca yardım isteyebileceğim alanları seçmeye çalışıyorum. Gece, tek başıma şehirlerde dolaşmıyorum.  Önce kendime sonra Evren’in koruyucu gücüne inanıyorum” diyor.

Gezmenin Sonu Yok mu sorusu ise sorulmaması gereken sorulardan. “Türkiye’ye dönmek gibi  bir planım yok diyor ve devam ediyor. “İçinde bulunduğum bir seyahat değil, hayatımı bu şekilde yani göçebe olarak sürdürüyorum. Yerleşik düzene geçmek istediğimde, kendi sebze ve meyvemizi yetiştirebileceğimiz, temel ihtiyaçlarımızı kendi başımıza karşılayabileceğimiz, bir çok insanı da içine dahil etmek istediğim bir çiftlik projesi var aklımda.”

 

60 yaşında bir genç kız Ayşe Kurucu. İzmir’de eşinin kıskançlıkları nedeniyle kapının önüne bile çıkamazken, eşinden ayrıldıktan sonra yollara düşen bir . İnsanı sadece insan olduğu için, kendi deyimiyle ”öteleştirmeden, değiştirmeden, yargılamadan” seven biri. En büyük sermayesinin hayat olduğunu ve bu sermayeyi doğru kullanmanın yolunun; yeni insanlar tanımak, hiç görmediği yerler görmek, hiç yaşamadığı deneyimler yaşamak olduğunu söylüyor. Bu yolda 10 yıllık süreçte 25 farklı ülke ve binlerce anı biriktirmiş.

Gezgin Teyze’nin herkes tarafından tanınmasının da ilginç bir hikayesi var. Ayder Yaylası’nda ayağı burkulduğu için Tülin-Emre Öztemel çiftinin aracına otostop çeken Ayşe Kurucu, fotoğraf makinesini araçta unutuyor. Makinenin içindeki fotoğraflara bakan çift, arabalarına aldıkları kadının tek başına dünya turunda çekildiği fotoğrafları görünce sosyal medyada paylaşıyor ve böylece Ayşe Teyze herkes tarafından tanınan biri haline geliyor. Çift, uzun uğraşlar sonucunda Ayşe Teyze’yi buluyor ve İzmir’e gelerek fotoğraf makinesini teslim ediyor.

Ne zaman bitecek bu yollar sorusunun cevabı onun için de aynı. Gezmeye devam edeceğini belirten Ayşe Kurucu bundan sonraki süreçte ise en çok İspanya, Çin ve Japonya’ya seyahat etmek istediğini söylüyor.

Hasan Söylemez bisikletle Afrika’yı gezen ülkemizin büyük gezginlerinden. Sahra Çölü bisikletle geçilir mi demeyin? Hasan Söylemez’in maceralarını izlediğinizde çok şaşıracak, aynı heyecanı yaşayacaksınız. Bisikletiyle uğradığı her ülkenin, bölgenin kültürel değerlerini, farklılıklarını, insanlarını ve yaşama biçimlerini; zaman zaman turist, zaman zaman gazeteci, bazen fotoğrafçı bazen de o hayatı yaşayan bir Afrikalı gibi fotoğraflayıp, yaşadığı yol hikayelerini yazarak belgeleyecek.

Hayalin ne?

Afrika’da konuşabildiği herkese hayallerini soran seyyahımız ülkelerin politik duruşlarına göre farklı cevaplar alsa da koca kıtada çoğunluğun sadece daha iyi bir yaşamı arzuladığını aldığı cevaplardan öğreniyor.

Hasan Söylemez’in gezi yazıları gerçek anlamda sizi içine alıyor. Sade ve doğal diliyle gezi yazısı alanında geleceğe kalacak yazarlardan.


Sizin Tepkiniz Nedir?

Koptum Koptum
9
Koptum
Thug Life Thug Life
18
Thug Life
Eh İşte Eh İşte
15
Eh İşte
Süpper Süpper
17
Süpper
Minnoş Minnoş
3
Minnoş
Yok Ya Yok Ya
30
Yok Ya

5 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar verme ya da görüş belirleme/oy verme
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Liste
The Classic Internet Listicles
Countdown
The Classic Internet Countdowns
Açık Liste
Submit your own item and vote up for the best submission
Oylanabilir Liste
Upvote or downvote to decide the best list item
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı
%d blogcu bunu beğendi: