50 Yıl Sonra Ulaşılan Dumlupınar Denizaltısı! 81 Asker Göz Göre Göre Nasıl Şehit Oldu?


111
77 Paylaşım, 111 Beğeni

DUMLUPINAR DENİZALTISI “Vatan Sağ Olsun!”

Teknolojinin gelişmesiyle bugün dün yapamadığımız pek çok şeyi yapabilir hale geldik. Artık uzaya gidiyor, orada deneyler yapıyor belki gelecek için yaşam imkanı var mı olabilir mi diye araştırıyoruz. Kutuplara gidiyor dondurucu soğuklarda oralar için hangi şartlarda ne çalışmalar yapılabilir bakıyoruz. Denizlerin binlerce metre aşağısına iniyor deniz altındaki yaşama dair ipuçları arıyoruz. Bütün bunlar bilimin ve teknolojinin gelişmesi sayesinde oldu elbette. Ancak bazı olaylar var ki insan ah etmeden duramıyor. Keşke demeden yapamıyor. Keşke bu teknoloji çok değil bir 50 yıl önce olmuş olsaydı. Ama ne yazık ki keşke demek çoğu kez çare olmuyor ve içimizde biriktirdiğimiz büyük kederlerle baş başa kalıyor ve suskunlaşıyoruz. Bahsedeceğimiz olay da bu keşke dediklerimizden ama ne yazık ki keşkenin çare olamadıklarından. Bir kahraman denizaltının ve onun kahraman askerlerinin hikayesi bu. Tarihe acı ve keder olarak yazılmış bir kazanın hikayesi: Adı Dumlupınar Denizaltısı.

Tarihler 1953 yılı 3 Nisan’ı 4 Nisan’a bağlayan geceyi gösterirken Türk deniz Kuvvetlerine bağlı Dumlupınar denizaltısı Ege’de katıldığı NATO tatbikatından geri dönmektedir. Denizaltı Çanakkale Boğazı’ndan içeriye girmektedir ancak boğaz üzerinde sis ve rüzgâr yoğundur. Dumlupınar’ın nihai rotası Gölcük’teki Denizaltı Komutanlığı ana üssüdür.

Naboland Şilebi İle Çarpışma!

Tatbikattan dönen yorgun, ama bir o kadar da gururlu 86 denizci, kendilerine yeni bir görev verilinceye kadar sevgilileri olan denizden ve gemilerinden ayrılıp, eşlerine, ailelerine kavuşmanın heyecanı içerisindedirler. Ne var ki saatler gece yarısı 02.15’i gösterdiği sırada, Çanakkale Boğazı’ndaki Nara Burnu dönülürken, o korkunç kaza gerçekleşir. Dumlupınar, İsveç bandıralı Naboland Şilebi ile Boğazın orta yerinde çarpışır. Gecenin o karanlık vaktinde Dumlupınar’ın parçalanan baş bodoslamasından hücum eden boğazın karanlık suları, baş üstü dikilen koca denizaltıyı 81 denizciyle birlikte birkaç dakika içinde yutuverir. Bu sırada nöbet tuttukları köprü üstünden denize düşen 5 denizci karanlık ve dalgalı sularda hayatta kalmaya çalışmaktadır.

Dumlupınar kısa sürede boğazın karanlık sularına gömülür. Denizaltı battıktan sonra battığı yerin bulunabilmesi için aşağıdan bir haberleşme şamandırası fırlatmıştır. Bu şamandıranın içinde irtibatı sağlamak için bir de telefon hattı vardır. Şamandırayı bir balıkçı motoru görür. Şamandıranın içinden bir telefon ve bir not çıkar. “Dumlupınar burada battı, kapağı açın ve irtibat kurun!”

1891’de 91 Metrede Ölüm Kalım Mücadelesi!

Günün ilk ışıkları etrafı aydınlattığında, Boğaz’ın 90 metre derinliğindeki soğuk karanlıkta korkunç bir can pazarı yaşanmaktadır. Aldığı yara sonucu batan ve manevra dairesinde yangın çıkan Dumlupınar’ın kıç torpido bölümündeki 22 denizci sağ kalmayı başarmış, kurtarılmayı beklemektedir. Bu sırada facianın üzerinden yaklaşık dört saat geçer. Denizaltının yerini belli eden ve kazazedelerle telefon irtibatı sağlamak üzere yüzeye bırakılan denizaltı battı şamandırasındaki telefonla Dumlupınar’daki denizcilerle irtibat kurulmuştur. Kurulan ilk bağlantı da “Oğlum merak etmeyin… Sizi kurtaracağız… ” denilmiştir.

Artık zamana karşı bir savaş verilmeye başlanmıştır. Dumlupınar 91 boğazın 91 metre derinliğindedir ve o günün şartlarında teknoloji bu metreden yaşayanları çıkarmak için yetersizdir. Dakikalar, saatler geçer. Ancak kurtarma çalışmaları bir türlü sonuç vermez. Karanlık sulardaki Dumlupınar’da hayatta kalan denizcilerden konuşmalar, ezan ve tekbir sesleri gelmektedir. Dumlupınar’ı kurtarmak için kazadan 10 saat sonra Deniz Kuvvetlerine bağlı Kurtaran Gemisi olay yerine gelir ve çalışmalara başlar. Ancak boğazda akıntı çok fazladır. Dumlupınar’a ulaşmaya çalışan dalgıçlar 11 dalış yaparlar ve kurtarma halatını denizaltıya bağlamaya çalışırlar. Ancak teknoloji yetersizdir. En derine dalan dalgıç 80 metreye kadar inebilir. Ancak basınca dayanamaz ve baygın halde yukarı alınır. Dumlupınar 91 metre de yatmaktadır ve ona kimse ulaşamaz. Denizaltındaki 22 denizci sabırla kurtarılmayı beklemektedir. Kurtarma çalışmaları sürerken büyük bir talihsizlik yaşanır ve Dumlupınar’dan gönderilen şamandıraya bağlı kablo koparılır ve denizin içinde kalan denizcilerle irtibat kesilir. Şamandıraya bağlı bu kablo aynı zamanda denizcileri kurtarmak için son şanstır ve ne yazık ki bu da kaybedilir. Dumlupınar’da kurtarılmayı bekleyen denizcilerle yukarıdakiler arasında geçen bir konuşma şartları tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır.

Dumlupınar Denizaltısı İle Son Bağlantılar!

— Alo Dumlu.
— Evet, Dumlu.
— Ben Üsteğmen Suat.
— Evet, efendim ben Selami
— Selami nasılsınız, biz geldik, şimdi bana durumu anlat. 
— Efendim dizellerden yara aldık, manevra dairesinde yangın çıktı, bataryayı 
sıfıra alarak kıç torpido dairesine geçtik, şimdi manevra dairesi su ile dolu.
— Kaç kişisiniz orada?
— 22 kişiyiz.
— Diğer dairelerle irtibatınız var mı?
— Yarım saat evvel kıç batarya dairesi ile konuştum, şimdi cevap vermiyorlar.
— Merak etmeyin ‘Kurtaran’ geldi biz buradayız.
— Efendim manometre 267 kadem gösteriyor doğru mu?
— Selami Kurtaran geldi şimdi kurtarma işine başlanıyor, ben biraz sonra yine gelirim.
— Peki efendim…

Yapılan kurtarma çalışmaları tüm çabalara karşın mümkün olmaz. Teknik, teknoloji yetersizdir. Dumlupınar 91 metre derinliktedir ve denizaltındakilerle herhangi bir irtibat kurulamamıştır. Dalgıçlar batığa ulaşamazlar. Aradan saatler geçer ve artık ümit kalmaz. Yukarıdakiler ellerinden geleni yapmışlardır. Ancak bu yetmemiştir. Yukarıdakiler sonunda acı gerçeği denizaltında mahsur kalan silah arkadaşlarına söylerler. Kurtarmanın en başında verilen gerek olmadıkça konuşmayın, sigara içmeyin, havayı boş yere tüketmeyin emri geri çekilir. Bunun yerine artık “konuşabilirsiniz, türkü söyleyebilirsiniz ve isterseniz sigara içebilirsiniz” denilir. Bunu duyan kahraman denizcilerimizin son sözleri “Sizler sağ olun! Vatan sağ olsun! ” olur. O andan itibaren oksijen bitinceye kadar 72 saat hayatta kalırlar ve “Ah, bir ataş ver cigaramı yakayım, sen sallan gel ben boyuna bakayım… ” türküsünü söyleyerek büyük bir tevekkülle son nefeslerini verirler.

Dumlupınar denizaltısında şehit olan 81 denizci bugün Çanakkale Boğazı’nın 91 metre derinliklerinde ebedi uykularındadırlar.

Dumlupınar denizaltısına batışından 5 yıl sonra bir deneme dalışı ile zar zor inilebilmiştir. Kazadan elli yıl sonra gelişen su altı teknolojisi böylesi zor dalışlar için yeterli gelişmişliğe ulaşmış ve ‘Dumlupınar’a inilmiştir. Ancak ne çare ki çok geç kalınmıştır. Her ne kadar keşke bu teknoloji o gün olsaydı demek gelse de insanın içinden, keşke çare olmuyor yine. Geç kalan teknoloji ve erken batan bir denizaltının hikayesi bu. Şehit olan 81 denizcinin  hikayesi.


Sizin Tepkiniz Nedir?

Koptum Koptum
21
Koptum
Thug Life Thug Life
30
Thug Life
Eh İşte Eh İşte
27
Eh İşte
Süpper Süpper
24
Süpper
Minnoş Minnoş
15
Minnoş
Yok Ya Yok Ya
12
Yok Ya

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar verme ya da görüş belirleme/oy verme
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Liste
The Classic Internet Listicles
Countdown
The Classic Internet Countdowns
Açık Liste
Submit your own item and vote up for the best submission
Oylanabilir Liste
Upvote or downvote to decide the best list item
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı
%d blogcu bunu beğendi: